İnsan bağırsaklarının et sindirimi için uygunsuz olduğunun daha ileri kanıtı, kolon kanseri ve et-yenmesi arasındaki ilişkinin saptandığı çok sayıdaki çalışmalardır. Kanser görülme sıklığı için bir sebep de yüksek yağ, düşük lif içerikli et-merkezli beslenmedir. Bu durum, kolon boyunca toksik atıkların geçiş süresini uzatarak zarar vermelerine neden olur. Berkeley’de ki Kaliforniya Üniversitesi Beslenme Bilimi bölümünden Dr. Sharon Fleming’in açıklamasına göre, ‘’Perhiz yemeğindeki lifler kolon ve rektum kanserlerinde azalmayı destekliyor’’. Bundan başka, sindirim sırasında etin, kanserojen (kanser yapıcı) etki yapan steroid metabolitlerini oluşturduğu biliniyor
Araştırmalar devam ettikçe, et-yemeye bağlı olarak diğer kanser türleri ile ilişkili kanıtlar alarm verici düzeye erişiyor. Ulusal Bilimler Akademisi’nin 1983’de açıkladığına göre ‘’ İnsanlar daha az yağlı et;ve daha çok sebze ve tahıl yerse çoğu yaygın kanserleri önlemeyi başarabilir’’. Ve Rollo Russell, Notes on the Causation of Cancer’de ‘’Çok az ya da hiç et yemeyen 25 ulusun hiçbirinin yüksek risk taşımadığını buldum. ’’ Diye yazıyor.
Kanser araştırmalarındaki en şok edici sonuçların bazıları nitrosaminlerin etkisinin keşfinden geliyor. Nitrosaminler, yaygın olarak bira, şarap, çay ve tütün gibi örneklerde bulunan sekonder aminlerin etteki kimyasal koruyucularla etkileşimi sonucu oluşuyor. Yiyecek ve İlaç İdaresi, nitrosaminleri şöyle tanımlıyor ‘Şimdiye kadar keşfedilmiş en dehşet ve çok yönlü karsinojen grubu, …. ve rolleri de insan kanser etiyolojisindeki uzmanlar arasında korkunun büyümesine neden oldu. ’’Oak Ridje Ulusal Laboratuvarı’ndan Dr. William Lijinksky, deney hayvanlarının nitrosaminlerle beslendiği araştırmaları yürüttü. Altı haftada hayvanların yüzde yüzünde habisler(kötü tümör) buldu. Dediğine göre, “Kanserler; mide, pankreas, akciğerler, karaciğer, beyin ve bağırsaklar olmak üzere heryerde. Hayvanlar kanlı bir felaket.’’
Popularity: 6% [?]
